Franz Kafka’nın Yalnızlığı

12.07.2018
399
Franz Kafka’nın Yalnızlığı

Franz Kafka, doğduğu, yaşadığı ve öldüğü yıllar arasında fikirler açısında kaos içinde ki Avrupa’yı, Avrupa’da ki ayrılıkları daha da körükleyen Pan-Slavizm fikrini, her ne kadar devletler serbestlik tanımış olsa da halkların yahudi düşmanlığını, üç kız kardeşinin faili meçhul diyebileceğimiz şekilde kaybolduğu ölüm kamplarını ve hayatının son yıllarına denk gelse de Birinci Dünya Savaşını, hayatının en önemli unsurlarından biri olan baba-oğul çatışmasını yaşamıştır. Giderek yaşadığı sosyal çevre ve dönemin siyasi şartları yüzünden yalnızlığa bürünmüş, kendini yalnızlığın içinde tamamen kaybetmiş, bulunmayı istememiş, hayatı boyunca da sevmediği mesleğinde çalışmak zorunda kalmıştır. Yaşadığı tüm bu buhranlardan kaçmak, belki de sığınmak için kendisine bir eş aramış ama içinde bulunduğu psikolejik durumu yüzünden hiçbir kadına tamamen bağlanamamıştır. Bu yüzden ömründe hiçbir evlilik gerçekleştirmeyen Franz Kafka, çoğunluğu da mektuplaşmaktan ibaret sayılabilecek, sadece birkaç kez görüşebildiği sevgililerine büyük bir aşkla bağlanmıştır.

Peki herşey tamamen farklı olsaydı. Baba-oğul çatışmasını yaşamasa ve böylelikle mutlu bir ailenin içinde babasıyla güzel bir ilişki içinde olsaydı, Almanca konuştuğu için Çekler tarafından dışlanmasa, Yahudi olduğu için Almanlar tarafından dışlanmasaydı, inandığı dini olan yahudilik yüzünden üç kız kardeşini ölüm kamplarında kaybetmese ve psikolejik sorunlar içinde olmadığı için sağlıklı bir evlilik yapabilseydi, buhranlı bir ruh hali olmadığı için Prag’dan kaçmak istemese ve şehrin keyfini kurduğu ailesiyle rahat bir şekilde yaşayabilse veya istediği gibi Prag’dan çıkarak görmek istediği şehirleri gezip rahat bir şekilde insanlarla iletişime geçip farklı coğrafyaları da görebilseydi, hayatını tamamen dünyanın negatif ve olumsuz yönlerinde değilde pozitif ve olumlu yönlerinde yaşasaydı, Franz Kafka’yı bugün bilebilir miydik? Belki bilmiyor olurduk ama Franz Kafka huzurlu bir insan olarak doğmuş, yaşamış ve ölmüş olurdu.

En bilinen eseri “Dönüşüm hakkında:

Yazar Franz Kafka’nın tam anlamıyla hayatı boyunca ezildiği, çekindiği ve korktuğu baba karakteri, sevgi duyduğu kız kardeşleri ve o yıllarda Avrupa’da yaşanan milliyetçilik akımı, dini baskılar, toplumda yaşadığı dışlanma, işinden memnun olmayışı ve herşeyden kurtulup kaçmak istemesine rağmen Prag’tan kaçamama tamamen bu eserde yazar Kafka tarafından işlenmiştir. En nihayetinde Gregor Samsa, bir bakıma Franz Kafka, tüm bu sorunlarından ve buhranlarından sonra bir böceğe dönüşmüştür. Franz Kafka hayatı boyunca kendisini bir böcek olarak gördü. Bunu yazdığı bu eserde perde arkasından seslenerek böylece haykırdı bir bakıma tüm dünyaya. Dışlanmışlığın, ayrımcılığın, insan haklarının ihlallerinin, kaosun ve savaşın yüzyılında süren bir hayat. Korkunun hüküm sürdüğü bir yüzyılda yaşadı Franz Kafka. Yalnızlığa düşkün olması insanlardan uzak olarak güvende olma düşüncesiydi. Tüm dış tehditlere karşı kendini böyle gizleyerek bir kurtuluş ve kaçış yolu arıyordu kendine. Eğer Max Brod, Franz Kafka’nın kendisine vasiyet ederek yakmasını istediği mektupları yayımlamasaydı belki de Dönüşüm adlı bu eserinde Franz Kafka’nın kendi hayatından bahsettiğini bilemeyecektik.

Franz Kafka, toplumun ve ailesinin değer vermediği bir insanın kendisini bir böcek gibi değersiz bir varlık olarak gördüğünü bu eserinde işlemiştir. Kişilerin kendilerinden farklı gördüğü insanlara uyguladığı bu muameleden bahsetmiştir. Ayrıca hem kendi hayatında hemde yazdığı bu eserde baba-oğul çatışmasına derin vurgular yapmış ve anlatmıştır. Ailede annenin ise her zaman merhameti ve şevkati temsil ettiğini, kardeşlerin ise zamanlara ve durumlara göre iyilik ve kötülük tarafında olabileceğini vurgulamıştır.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Anlamine.com © 2018 - Tüm Hakları Saklıdır.